Ara
Close this search box.

Normalleşmede son düzlük: İKİNCİ YENİ

Yeni Türkiye söylemi ile ilk Star Gazetesinin yeni renk, logo ve mizanpajı ile yenilenerek yayına başladığı zamanlar karşılaşmıştım.

Star Gazetesi yenilenen hali ile çıkarken slogan olarak ‘’ Yeni Türkiye’nin Gazetesi ‘’ sloganı ile çıkmıştı. Yeni Türkiye söylemini ilk kullanan Mustafa Karaalioğlu bu söylemi yönettiği gazeteye de uyarlamıştı.

Bu söylem yaşanan süreci o kadar çok iyi ifade etti ki herkes tarafından benimsenerek kullanıldı.

Peki, eski Türkiye’de ne vardı, Yeni Türkiye’de ne oldu?

Hepimizin birlikte yaşayarak gördüğümüz bu değişimi kısaca hatırlayalım?

Eski Türkiye’de Kürtler, Aleviler, mütedeyyinler, gayrimüslimler ötekiydiler.

Eski Türkiye’de darbeler ve darbe seviciler muteberdi.

Eski Türkiye’de askeri vesayet vardı, postal seviciler güçlü, kudretliydiler.

Eski Türkiye’de, bu ülkede yapılmış darbelerle, katliamlarla yüzleşmek ve hesaplaşmak suçtu.

Eski Türkiye’de memleketin sahibi bir avuç Beyaz Türk’tü, geriye kalanlar bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlardı.

Eski Türkiye’de ekonomik krizler, borçlar, enflasyon, dış borç ülkenin kaderiydi

Eski Türkiye’de kaliteli eğitim, üniversiteye gitmek, kuyrukta beklemeden tedavi olmak, uçağa binmek, internet kullanmak bir ayrıcalık sayılırdı.

Bu liste uzar gider

İşte yeni Türkiye, bütün bunların adım adım tek tek değiştiği ve normalleştiği Türkiye’dir

Yani Yeni Türkiye iktidara gelen Ak Parti’nin ülkeyi normalleştirmesi ile başlayan sürecin adıdır.

Bu süreç Tayyip Erdoğan’ın iktidardaki AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan olarak 12 yıl sürdürdüğü bir süreçtir.

Bu 12 yıl bir yandan süren normalleşme süreci ile birlikte birçok devrim niteliğinde yatırımlar, çığır açacak değişimler yaşanırken bir yandan da birçok sancılı dönemlerin yaşandığı yıllar oldu.

Evet, ötekileşme son buldu, devlet Kürtler, Aleviler, mütedeyyinler, gayrimüslimlerle barıştı.

Darbeler suç sayıldı, darbeciler yargılandı, devlet Dersim katliamı ile yüzleşerek özür diledi.

Askeri vesayet son buldu, askerin paşa değil devlet memuru olduğu kabul edildi.

Postal yalayıcıların, darbe sevicilerin vatandaşa parmak sallama dönemi sona erdi.

Beyaz Türkler nostalji yapmaya başladı, bidon kafalı, göbeğini kaşıyanlar ülkenin efendisi oldu.

Ekonomik krizler, IMF borçları, hastane kuyrukları..vs son buldu

Kısacası eski Türkiye’deki ne hata varsa ortadan kalktı.

Ülke inanılmaz bir hızla normalleşirken;

Bu normalleşme karşıtı, eski Türkiye temsilcileri, darbeler, komplolar, ayaklanmalar hatta ihaneti bile deneyerek bu normalleşmeyi durdurmaya çalıştılar. Her girişimleri hüsran olurken normalleşmeye dev bir adım attırdı.

Bu 12 yıllık normalleşme 10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ile artık başka bir aşamaya geçti. Bu seçim ile toplumdaki normalleşme artık son düzlüğe girdi. Bu artık Yeni Türkiye’yi bile geride bırakan bir aşamaydı. Çünkü bu seçim ile 90 yıllık bir sistem çöpe atılarak yeni bir sisteme geçildi.

Bu büyük değişimi artık Yeni Türkiye kavramı ile açıklamak imkânsız. Yeni Türkiye söylemini ortaya atan Mustafa Karaalioğlu bu dönemi de tanımlayan yeni bir söylemi ortaya koydu.

Karaalioğlu bu dönemi İKİNCİ YENİ olarak tanımladı.

Bu söylem de hızla benimseneceğe benziyor.

Evet, bu dönemde o kadar çok ikinci yeni var ki

Mesela Yeni Türkiye’de ikinci yeni cumhurbaşkanı seçildi

Mesela kuruluş ve yasal engeller sonrası Ak Parti ikinci yeni genel başkanı seçildi.

Mesela Yeni Türkiye’de ikinci yeni Başbakan seçildi

Evet, bu ikinci yeni dönem ile adeta Yeni Türkiye normalleşmesi son düzlüğe girdi.

Son sürat normalleşmede ipi göğüslemeye gidiyor Türkiye.

Türkiye ‘ikinci yeni’ye geçti ama CHP hala eski CHP

Türkiye’de devrim denecek değişimler son sürat devam ederken, ülkenin tüm kurum ve kuruluşları bu hızlı değişim ve normalleşmeye uyum sağlarken, çatıcı muhalefet hala yerlerinde sayıyor.

Hala eski Türkiye’nin gerçeklerine yapışarak ayakta kalmaya çalışan CHP, çırpındıkça dibe vuruyor, dibe vurdukça çıkmak için yaptıkları ile toplumun gözünde acınası, trajikomik duruma düşüyorlar.

Türkiye askeri vesayeti, darbeleri, statükoyu reddedip sistem değiştirirken, CHP hala 12 yıl önce Türkiye’yi felakete sürükleyen, kitapçık fırlatmayı tekrarlayarak kendini rezil etmekten geri durmuyor.

Bütün bu çırpınışlar 12 yılda kaybettiği dokuzuncu seçim sonrası zorunlu olarak aldığı olağanüstü kurultaya giderken kendini kurtarma çabasından başka bir şey değil.

Karşı tarafta sistem değişikliğinin mimarlılığını üstlenen bir iktidar, kazandığı zafer sonucu Cumhurbaşkanını seçiyor,genel başkan seçiyor,başbakan seçiyor,hükümet kuruyor,olağan üstü kurultayını,görev devir teslimlerini bir şölene dönüştürüyor.

Diğer tarafta girdiği bütün seçimleri kaybetmesine rağmen değişmemek için direnen, parti içi kavgalar, krizlerle varlığını sürdüren CHP.

Ama farkında değiller asıl CHP ve Kılıçdaroğlu şimdi yandılar.

Neden mi?

Anlatayım

Son 12 yılda 9 seçim kaybeden CHP kurultaya parti içi muhalefet adına adaylığını açıklayan Muharrem İnce’nin sert muhalefetiyle gün saymaya başladı.
Muharrem ince parti içi muhalefet adayı olduktan sonra hızlı bir aydınlanma yaşadı. Daha önce biz yazdığımızda Muharrem İnce’nin bizi yandaş havuz medyası olarak tanımlamasına sebep olan eleştirilerimizi şimdi kendisi sıralıyor. Geçte olsa CHP’de birinin aydınlanması sevindirici.

Neyse biz konumuza dönelim

Evet, on seçim yenilgisi sonrası büyük gürültülerin koptuğu CHP, gaza alma çabası ile 5 Eylül de kurultaya gitme kararı aldı ama bu kurultay CHP için artık kâbusa döndü.

Çünkü CHP’nin önünde bir AK Parti kurultayı var.

Bu kurultayı seyreden, CHP’ye oy veren seçmen ve partililerde beklenti yükseld. Muharrem İnce’nin söylemlerinden de, Doğan medyasının yaptığı haberlerde de bu beklenti kendini ortaya koyuyor. Ak Parti’nin kongre yaptığı kurultay salonundan tutun da büyük bir şölen gibi sevgi ve saygı çerçevesinde coşkulu geçen bir kurultaya karşın CHP’nin geçmiş kurultaylarının, tel örgülerinin arkasında polis koridoru içinde çevik kuvvet eşliğinde sandalyelerin havada uçtuğu kurultaylar olması, CHP’nin bu kurultayı kâbuslar görerek beklemesine neden oluyor. Eğer bu kurultay da diğerleri gibi olursa CHP bir de kurultay yapmada Ak Parti’ye kaybedecek.

Girdiği bütün seçimlerden zafer ile çıkmış Ak Parti ilk defa bir olağan üstü kurultay yaptı. Galiba her iki kurultay arası en az bir olağanüstü kurultay yapmayı da ihmal etmeyen, olağan üstü kurultay gediklisi CHP, bu işin nasıl yapıldığını da Ak Parti’den öğrenecek.

WhatsApp
Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Email

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir