Ara
Close this search box.

Kim ahlaklı kim ahlaksız?

Salı akşamı CNN Türk ekranlarında kadın gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu seyrederken, bir an seçim olmuş bitmiş hissine kapıldım.

Program başlar başlamaz, ekran karşısına geçip bekledim, Kemal Kılıçdaroğlu bu sefer hangi gafı yapacak diye.

Programda gerek soru soran gazetecilerin sorularında gerekse Kılıçdaroğlu’nun söylemlerinde sanki seçim bitmiş ve Ekmeleddin İhsanoğlu kaybetmiş de kaybetmenin analizini yapar gibiydiler.

Şaşırdım ‘’Yahu keşke bu programı seçim sonrası yapsalardı, daha iyi olurdu’’ demekten kendimi alamadım.

Yandaş olamayan, havuzu olmayan, gariban, bir o kadar namuslu Doğan medyası, çanak soru sorma timi gibi çalışan bir ekip ve Kılıçdaroğlu ile birlikte ekranda uzun uzun Ekmeleddin İhsanoğlu’nun nasıl kazanacağını değil de neden kaybedeceğinin analizini yaptılar.

Sonunda suçluyu buldular.

Kemal Kılıçdaroğlu başarısızlığının nedeni söyledi.

On iki yıldır Tayyip Erdoğan’ın girdiği tüm seçimleri kazanması, CHP ve kendisinin de sürekli başarısız olmasının sebebi vatandaşın ahlak erozyonuna uğraması imiş.

Evet, yanlış okumadınız, başarısızlığın sebebi vatandaşın ahlak erozyonuna uğraması imiş.

Memlekette büyük bir ahlak erozyonu yaşanıyormuş.

Vatandaş onun için Tayyip Erdoğan’a oy veriyormuş.

Vatandaş ahlak erozyonuna uğradığı için dürüst olan ve Ekmeleddinİhsanoğlu’nu tercih etmemiş.

Daha önceki tüm seçimlerde de böyle olmuş.

Bu ahlak erozyonuna uğrayan vatandaş, son yerel seçimde de Tayyip Erdoğan ile ilgili o kadar çok iddiayı ortaya atmalarına rağmen yine gidip oyunu Tayyip Erdoğan’a vermiş.

Bunlar şaka değil, iddia değil, Kemal Kılıçdaroğlu’nun televizyon ekranlarında söylediği sözler.

Beş bayan gazetecinin cevabı içinde çanak soruları bile Kemal Kılıçdaroğlu’nu skandala imza atmaktan alıkoymadı.

Sorduğu soru ile muz orta yapan Şükran Somer’in şaşkın bakışları arasında topu taca atıp skandal bir açıklamaya imza atan Kılıçdaroğlu, bir anda Tayyip Erdoğan ve AK Parti’ye oy veren seçmeni hedefe koydu.

Duyduklarıma inanamadım.

Şükran Somer, diğer seçimlerde olduğu gibi son seçimde de Tayyip Erdoğan’ın seçmeni yaptığı yardımlarla tehdit ettiğini bundan dolayı seçmen tercihlerinin değişmediği söyleyerek pas attı Kılıçdaroğlu’na, ama O bu tezi kabul etmedi ve “Hayır bu doğru değil, eskiden de Fak Fuk Fon vardı o zamanda bu kullanıyordu. Asıl mesele vatandaşın ahlak erozyonuna uğraması, önce bizim ahlak reformu yapmamız lazım. Son seçimde o kadar tape çıktı, o kadar iddia vardı ortada ama seçmen tüm bunlara rağmen gidip Tayyip Erdoğan’a oy verdi. Bizim önce toplumdaki ahlak erozyonu bir ahlak reformu ile ortadan kaldırmamız lazım”dedi.

Şirin Payzın, sosyal medya üzerinden gelen yoğun tepkiden olacak ki durumu kurtarmak için bir vatandaş sorusunu yöneltti Kılıçdaroğlu’na: ‘’ Vatandaş soruyor, siz bu sözleri tüm AK Parti seçmenleri için mi söylediniz”

Durumun vahametini bir an kavrayan Kılıçdaroğlu klasik hareketini yaparak “ Hayır ben öyle bir şey söylemedim, öyle şey olur mu, benim parlamentoda AK Parti’de çok beğendiğim arkadaşlar var’’ diyerek çark etti.

Ancak programın ilerleyen dakikalarında kendine Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Maltepe mitingine yoğun katılım sebebi sorulduğunda kızan Kılıçdaroğlu daha önce söylediklerini unutup “Bu kitle hayatta hiç sorgulamıyor. Diyorum ya toplumda ahlak erozyonu var’’ sözleriyle Maltepe mitingi üzerinden yine seçmenin ahlak erozyonuna uğradığını tekrarladı.

Artık düzeltecek bir şeyi kalmayan durumu başka şekilde kurtarmaya çalışan Amberi Zaman ise kendisine yakışan bir yorumla destek verdi Kılıçdaroğlu’na.

Toplumun ahlaki erozyona uğraması sonucu Tayip Erdoğan’a oy verdiğini söyleyen Kılıçdaroğlu’na, Amberi Zaman “Müslüman bir ülkeden bunun tersini beklemek garip değil mi? Çünkü neticede İslam merkezine bireyi değil cemaati alan bir din” sözleriyle destek verirken,O da seçmeni Müslüman olduğu için aşağıladı.

Kaybetmesine kesin gözü ile baktıkları Ekmeleddin İhsanoğlu’nu kurtaramayan Doğan medyası çanakçı gazetecilerle bari Kılıçdaroğlu’nu kurtaralım derken,Kılıçdaroğlu’nun siyasi hayatında kara bir leke olarak kalacak skandala imza atmasına sebep oldular.

CNN de yapılan bu programa da akılda kalan tek önemli tespit, ‘’CHP ve Kılıçdaroğlu’nun kazanmamasının nedeni Tayip Erdoğan’a oy veren yüzde 46 seçmenin Müslüman, sorgulamayan, aynı zamana da ahlak erozyonuna uğramış olması ’’ oldu.

Program bittikten sonra şaşkın ve sinirli şekilde oturduğum yerde kalakaldım.

İçimden ‘’İnanılır gibi değil bu nasıl bir zihniyetin ürünüdür’’ diye geçirdim.

CHP’yi darbecilerin, paralelcilerin arka bahçesi haline getiren Kılıçdaroğlu, tıpkı halka “Bidon kafalı, göbeğini kaşıyan’’ diyen Doğan medyasının faşist kalemleri gibi halkı aşağılayarak kendi beceriksizliğini kapatmaya çalışıyor.

Düşünsenize utanç verici durumun vahametini.

Kendine sol, sosyal demokrat diyen bir partinin genel başkanı halkı siyasi tercihlerinden dolayı sorgulamayan yani ‘sürü’ ve ahlaki erozyona uğramış yani ‘ahlaksız’ ilan ediyor.

Hemen editör arkadaşlarımı arayıp bu rezaleti haberleştirmelerini söyledim. Bu skandal ile ilgili yaptığımız iki özel haberimiz de çok ses getirdi ve ertesi gün gazetelerin manşetlerine çıktı.

Buna rağmen ‘Bu yetmez, Cuma günkü yazımda Kılıçdaroğlu ve çanakçı gazetecilerin utanç verici bu skandalına bir çift söz yazmalıyım’ diye düşündüm.

Bugün, sadece Tayyip Erdoğan oy veriyor diye vatandaşı ‘sürü ve ahlaksız’ olarak nitelendiren Kılıçdaroğlu’nu eleştiren bir yazacaktım ama gerek kalmadı.

Çanakçı gazetecinin Müslüman diye küçük gördüğü, Kılıçdaroğlu’nu sürü ve ahlaksız olarak nitelendirdiği o vatandaşlardan bir teyzenin söyledikleri tokat gibi bir cevap oldu onlara.

Teyzenin sosyal medyada gündem olan videosunun üstüne söylenecek tek bir söz yoktu.

Kılıçdaroğlu ve çanakçı gazetecilere tavsiyem bu teyzenin o videosunda söylediklerini izlesinler. Anlasınlar vatandaş neden Tayip Erdoğan oy veriyor,neden Kılıçdaroğlu’nu tercih etmiyor.

Görsünler bakalım, kim ahlaklı kim ahlaksız.

Savaşların hep kaybedeni çocuklar

Hepimizin içinde bir çocuk sevgisi vardır, hele bu çocuk sizin ise tarifi imkânsız bir sevgiyi ifade eder.

Ama hiç çocuğumuz olmasa bile baktığımız her çocuğun gözlerinde saflığı, masumiyeti görürüz.

O hayretle bakan bakışlarla göz göze geldiğimizde aklımıza onları sevmekten, korumaktan başka bir şey gelmez.

Ama galiba çocukların ne saflıklarını ne masumiyetlerin hissedemez olmuşuz.

Her gün gözümüzün önünde o masumiyeti, o saflığı katlediyorlar ve dünya bunu sessizce seyrediyor.

Dün iki haberde rastladığım iki fotoğraf yüreğime bıçak gibi saplandı.

Tarifsiz bir acı ve çaresizlikle baktım o karelere.

Biri Gazze katliamından, sedyeye yatırılan ağır yaralı annenin ölen bebeğini öperken çekilmişti.

Diğeri ise Irak’ta savaştan kaçarken açlık ve susuzluktan can veren çocukların bulunduğu kare.

Tıpkı bu çocuklar gibi binlercesi karelere bile girmeden öldüler.

Yakın zamanda Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta,Filistin’de yaşanan savaşlarda en ağır faturayı hiçbir savaşın tarafı olamayan çocuklar ödedi canları ile.

Sadece son Gazze katliamında ölen çocuk sayısı bini buldu.

Daha öncede dünya savaşlarında, Hiroşima’da, Vietnam’da, Bosna’da, Karabağ’da ve daha nice savaşlarda hiçbir tarafı tutmayan, masum çocuklar katledildi.

Birilerine karşı çıkarları için savaşanlar öldürme emrini verdiklerinde, bu savaşların kaybedeni hep çocuklar oldu. En ağır bedeli canlarıyla çocuklar ödedi.

Atol Berhamoğlu’nun ‘Emir Kulu’ şiiri o kadar güzel özetliyor ki durumu…

Sanki son Gazze katliamından sonra yazılmış gibi.

Çünkü savaşlar hep aynı, kaybeden hep çocuklar.

Emir Kulu

Emir kulu
Emri aldı:
Görevi, bir kenti
Bombalamaktı

Evden çıkarken
Gün doğuyordu
Çocukları
Uyuyordu

Öptü uyuyan
Çocuklarını
Karısını
Kucakladı

Uzakta bir başka
Kentte de çocuklar
Mışıl mışıl

Uyuyordular

Buluştular
Emir kulları
Ve havalandı
Uçakları

Hızla varıldı
O uzak ülkeye
Ve getirildi
Emir yerine

Emir kulu
Akşam yemeğini
Karısıyla
Dışarıda yedi

Döndüklerinde
Çocukları
Mışıl mışıl
Uyuyorlardı

Öptü onları
Huzurla uyudu
Görevini,
Yapmıştı, mutluydu

Uzak bir kentte
Büyük çukurlar
Kazıldı, gömüldü
Ölü çocuklar

Kaybedeni,masumiyeti ve saflığı ile hep ölen çocuklar olan, savaşlara hayır demek için daha ne bekliyoruz?

WhatsApp
Facebook
Twitter
LinkedIn
Pinterest
Email

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir